'Eninde Sonunda O Da Gelecek'

Haber Tarihi : 09.01.2019 15:41:18 Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradan ülkemiz içindeki ve dışındaki tüm FETÖ‘cülere sesleniyorum, artık sonunuz geldi, gidecek yeriniz, atacak adımınız kalmadı. Başınızdaki FETÖ denilen adamın arkasındakiler ne zamana kadar arkasında durur bilemem. Ama eninde sonunda o da gelecek” dedi.
A +   A -

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde açılışı yapılan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde Yerel Yönetimler Sempozyumu’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, hemen her gün bir başka ülkeden FETÖ mensuplarına yönelik operasyonlar ve işlemler için işbirliği çağrısı aldıklarını belirterek, dünyada saklanacak hiçbir yerleri kalmayana kadar peşlerinden gideceklerini belirtti.

AK Parti iktidarlarının ekonomi politikalarını eleştiren CHP’ye de yanıt veren Erdoğan, “Ben resmi rakamlarla konuşuyorum, atarak tutarak değil” dedi.

Türkiye’nin son 5 yıllık dönemde pek çok tarihi hadiseyi yaşadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin bu dönemde yeni yönetim sistemine geçtiğini kaydetti.

Koalisyon hükümetleri ile geçen dönemleri hatırlatan ve son 30 yıla ait enflasyon rakamlarını çıkarttığını belirten Erdoğan, “Bunun 14 yılının enflasyon ortalaması 70,3. Fakat şuanda muhalefete bakıyoruz, ‘enflasyonun en yüksek olduğu dönem şuanda iktidarın olduğunu dönemdir’ diyor. Ben resmi rakamlarla konuşuyorum, atarak tutarak değil” diye konuştu.

1989 yılından 2002 yılına kadar olan hükümetler dönemindeki enflasyon rakamlarına dair örnekler veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu 14 yılın ortalaması yüzde 70,3. Bizim iktidara gelişimizle birlikte artık koalisyonlar dönemi bitiyor, tek başımıza hep bizim iktidarlarımız. 16 yılın enflasyonda ortalaması 9,54. Gerçek ortada” şeklinde konuştu.

2002 yılından itibaren kendi dönemlerine ait enflasyon rakamlarından örnek veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ortalama 9,54. Ana muhalefet çıkıyor ‘en yüksek enflasyon AK Parti iktidarları döneminde olmuştur’ diyor. Yalan üzerine siyaset, yalan üzerine yerel yönetim kurulu olduğu zaman orada çöp, çukur, çamurdan kurtulamazsınız. İstanbul’a belediye başkanı olduğum zaman ben CHP zihniyetinden İstanbul’u teslim almıştım. Çöp dağlarının olduğu bir İstanbul, hava kirliliğinin ileri derecede olduğu ve bazı medya organlarının maske dağıttığı bir İstanbul. Ümraniye vahşi çöp depolamasının patlaması neticesinde 39 vatandaşımızın öldüğü, oranın da belediye başkanı CHP’liydi ama çöp depolamayı büyükşehirler yapıyor, o zaman da yine belediye başkanı vardı, şimdi kendini savunuyor, ‘grev vardı ne yapayım’ diyor. Greve gidildiyse senin beceriksizliğinden gidildi. Veya greve gitmemenin yöntemleri var, çözseydin. İzmir’de de İZBAN’da grev var, baktık ki çözemiyorlar, mecburen Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile grevi 2 ay erteledik. Yetkim oraya kadar olduğu için 2 ay, ondan sonra hakem kuruluna gidecek. Orada vatandaşımızı sokaklarda sersefil yapma hakkınız var mı? Yüzde 50’sini devlet yapmış İZBAN’ın, yüzde 50’sini belediye yapmış. Halkımızın huzurlu bir şekilde ulaşımını sağlayabilmek için yapılmış. Dün itibariyle oradaki grev 2 ay süreyle ertelenmiş oldu” ifadelerini kullandı.

"2019 YILI İLE BİRLİKTE TÜRKİYE YENİ BİR YÜKSELİŞ DÖNEMİNE GEÇECEKTİR"

Türkiye’nin yeni yönetim sistemine geçme kararının çok ağır bir dizi krizin ardından ortaya çıktığını belirten Erdoğan, “24 Haziran seçimleri ile bu sistemi tüm unsurları ile uygulamaya başladık. Bu arada ülkemizin huzurundan ve istikrarından rahatsız olan çevreler de boş durmadı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişimizin hemen ardından bu defe ekonomik bir saldırı ile karşı karşıya kaldık. Bu saldırıyı da kısa sürede bertaraf ettik, ekonomimizi yeniden dengeye kavuşturarak hedeflerimize ulaşma kararlılığımızı dosta düşmana gösterdik. Bu arada Suriye başta olmak üzere ülkemize yönelik terör tehditlerini kaynağında ortadan kaldırma politikamızı kararlılıkla sahaya yansıtmayı sürdürüyoruz. Gerek son 16 yılda ülkemizi demokraside ve ekonomide getirdiğimiz seviye, gerekse yeni yönetim sistemimizin imkanları maruz kaldığımız saldırılara daha etkin karşı koyabilmemizi temin etti. 2019 yılı ile birlikte Türkiye yeni bir yükseliş dönemine geçecektir. Bu süreçte yerel yönetimler konusunda da yeni araçlara, yeni ufuklara ihtiyacımız olacaktır” dedi.



“BİZ 31 MART KAMPANYASINDA FİLE KULLANALIM, BEZ TORBA KULLANALIM”

Sıfır Atık Projesi konusunda yerel yönetimlerin ısrarlı olması gerektiğini savunan Erdoğan, “Biz plastik poşetler, benzeri birçok ürünlerle ilgili olarak bir savaş başlattık. Malum 500 yıl, bin yıl toprak bunu eritemiyor. Buna karşı bir savaş. Bu savaşımızı kararlı bir şekilde başlattık. Hatırlıyorum, anacığım evde file dokurdu. File ile gider alışverişi yapar gelirdik. Fileyi hemen atmıyorsun, tekrar alışverişe gidiyorsun. Bunun toprakla bir dostluğu var atacak olsan bile. Bunlar kenevirden yapılıyor, ülkemizde keneviri yok ettik. Benim memleketim Rize’de kenevir vardı, kenevirden fanila, atlet dokurlardı teri emmesi için. O bize dost görünen düşmanlar ülkemden, Rizemden keneviri söküp aldılar. Biz şimdi keneviri dışarıdan ithal ediyoruz. Kenevire dayalı yapılması gereken bazı şeyler varsa ithal ürünlerle yapıyoruz. Bu alanda Gıda Tarım Bakanlığımız bir çalışmanın içine giriyor ve bu adımları atacağız, yeniden bunu üreteceğiz. Biz 31 Mart kampanyasında file kullanalım, bez torba kullanalım, bu bez torba ile file ile biz kampanyamızı yapalım, asla naylon poşet kullanmayalım. Birilerinin bir yerden bu işi başlatması lazımdı, bu da kime yakışır, eğer biz bu işi savunuyorsak bize yakışırdı. Güzel olacak, şık olacak. Olur ya belki birileri bir yerlerde naylon poşetlerle piyasaya çıkabilirler. Birbirimizden bunların ayırt edilmesi bakımından önem arz ediyor. 31 mart yerel seçimlerinin büyük önemi var” diye konuştu.



“GELİN NE OLUR ÜLKEMİZİ KATLETMEYELİM”

Konuşmasında yatay mimarinin önemine dikkat çeken Erdoğan, “Belediye meclis üyeleri oluşturulurken, yolda kimi bulursan meclis üyesi yapmayacaksın, işi bileni alacaksın” ifadelerini kullanarak yerel yönetimlerin mimariye önem vermesini istedi. Beypazarı’nın, Safranbolu’nun hep konuşulduğunu söyleyen Erdoğan, “Peki şimdi yeni yeni Safranbolular oluşturabiliyor musun? Başta bizim yapmamız lazım” şeklinde konuştu.

Erdoğan, “Belediye başkanlarıma, TOKİ’ye, özel sektöre sesleniyorum, gelin ne olur ülkemizi katletmeyelim. ‘Arazi yok, yer yok ne yapalım?’ ne demek yok, olduğu kadar yap kardeşim. İnsanoğlu toprağa yakın yaşamalı, topraktan uzak yaşamamalı. Eğer arazileri iyi değerlendirirsek yer çok. O zaman vatandaşın huzuru da, mutluluğu da çok farklı olacak” açıklamasında bulundu.

Millet bahçeleri ve millet kıraathanelerine dikkat çeken Erdoğan, bu projelerin vatandaşa getireceği huzuru anlattı.

“BÖYLE BİR YANLIŞ ANLAYIŞ ÜZERİNE NE BELEDİYECİLİĞİ, NE DEMOKRASİYİ YAKIŞTIRAMAYIZ”

Şehirlerarası göçlere dikkat çeken Erdoğan, “‘Bizim beldede bizim amcaoğlunun kazanması lazım, bizim aşiretin kazanması lazım.’ Ne yapalım, Ankara’dan, İstanbul’dan göç alalım. Böyle bir şey olamaz. Bu işgalin farklı bir türüdür. Bundan sonra biz bu tür şeyleri İçişleri Bakanlığımızla daha yakın takibe alacağız. Taşıyalım, gidelim, bindirilmiş kıtalarla seçim kazanalım, olmaz böyle şey. Kim oralarda yaşıyorsa seçimi onlar yapsın, neticesine herkes katlansın. Böyle bir yanlış anlayış üzerine ne belediyeciliği, ne demokrasiyi yakıştıramayız. Buradaki kararlılığımızı unutmadığımızı ifade etmek istiyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni dönemde kendi medeniyet birikimimize ve özlemimize uygun şehircilik anlayışının gelişip yaygınlaşması için her türlü çabayı göstereceğiz. Denizlerimizin kenarlarında orman alanları var, buraları betona, toprağa çevirme gayreti içinde olanlar var. Şu para var ya, nelere muktedir, kapitalizm nelere muktedir. Orman dinlemiyor kesiyor, ‘oraya dikey mimari yapayım arada da malı götüreyim.’ Doğa umurunda değil. Bize de örnek veriyor, ‘Manhattan şöyle.’ Batsın senin Manhattan’ın. Bizim medeniyetimizde ne diyor ona bakalım, ona göre yapalım. Sanki orada yaşayanlar çok mutlu. Mutlu değiller. Öyleyse biz medeni olmayı beton yükselişlerde değil, toprağa yakın olma anlayışındaki mimarimizde bulacağız. Bu noktada Çevre ve Şehircilik Bakanıma da söylüyorum, kimsenin gözünün yaşına bakmayacağız, yıkmaksa yıkacağız. Daha önce bu müsaadeyi almış, orada yapacak bir şeyimiz yok. Hukuken bitirmişler bu işi. Böyle bir şey olmamışsa kesinlikle müsaade yok. Biz böylesine köklü bir değişimin ancak merkezi idare ile mahalli idarelerin işbirliği yapmasıyla mümkün olacağına inanıyoruz” diye konuştu.



“ARTIK SONUNUZ GELDİ, GİDECEK YERİNİZ, ATACAK ADIMINIZ KALMADI”

İçeride ve dışarıda terör örgütlerinden onların destekçilerine kadar pek çok nifak odağına karşı gece gündüz mücadele verdiklerini söyleyen Erdoğan, “Millet olarak biz gördüğümüz, bildiğimiz, karşımıza cesaretle çıkan düşmandan korkmayız. Bizim için asıl tehdit farklı görüntüler ve kimlikler altında içimize sızdırılmış olan düşmanlardır. Son dönemde bu düşmanların en sinsisinin, en alçağının, en tehlikelisinin saldırısına maruz kaldık. Bu de FETÖ terör örgütü. Milletimizin dini değerlerini, yardımseverlik duygusunu, eğitim hassasiyetini istismar ederek ülkemizi işgal etme hesabı yapanlara kapıyı içeriden açmaya kalkıştılar. Bu ülkenin insanlarını ve imkanlarını düşmanlarımıza peşkeş çekmeye çalışan FETÖ’nün hamlelerini durdurmayı başardık. Biz 17-25 Aralık’ta bu alçaklara karşı mücadele çağrısı yaptığımızda birileri ülkenin ve milletin beka meselesi olan bu konuyu günlük siyasetlerine meze etmeye kalktılar. Hatta bazılarının aklını başlarına getirmeye 15 Temmuz darbe teşebbüsü dahi yetmedi. FETÖ’nün milletimize saldırısına değil de, buna karşı aldığımız tedbirlere ‘darbe’ diyecek kadar idrak yoksunu bu çevreler hala aynı teraneleri ısıtıp gündeme getiriyorlar. Onların bu ferasetsizliğinden cesaret alan terör örgütü mensupları mahkemelerde ve cezaevlerinde devlete meydan okuma cüretine kapılıyorlar. Mahkemeler karar aşamasına geldikçe kendilerini bekleyen acı sonu gören örgüt mensupları davaları uzatmak, mahkemeleri itibarsız hale getirmek, devlet görevlilerini yıldırmak için akıl almaz yöntemlere de başvuruyorlar. Hakimlerimiz, savcılarımız, jandarma ve polis teşkilatlarımız iğne ile kuyu kazarcasına sabırla, kararlılıkla bu süreci yürütüyorlar. Terör örgütü mensupları için her seçim, her önemli olay bir umut vesilesi haline dönüştü. Şahsımın ve bu noktada partimin ayağının tökezlemesini, böylece yeniden ipleri ellerine geçirmeyi umut ediyorlar. Milletimiz bunları ciğerlerine kadar gördü, tanıdı, hükmünü de verdi. Buradan ülkemiz içindeki ve dışındaki tüm FETÖ‘cülere sesleniyorum, artık sonunuz geldi, gidecek yeriniz, atacak adımınız kalmadı. Başınızdaki FETÖ denilen adamın arkasındakiler ne zamana kadar arkasında durur bilemem. Ama eninde sonunda o da gelecek. Elebaşlarınızın bir kısmı sizleri kelimenin tam anlamı ile satarak rahatça yaşayabileceklerini düşündükleri yerlere kaçtılar, kaçıyorlar. Ama hiç heveslenmesinler, hepsini saklandıkları deliklerde bulup adaletin karşısına çıkartacağız. Cezaevlerinde olup da hala esip gürleyen örgüt mensuplarının yaptıkları iş neye benziyor biliyor musunuz, mezarlıkta ıslık çalmaya benziyor. Korkunun ecele faydası yok. Milletimize yaptıkları ihanetin bedelini cezaevinde, oradan çıktıktan sonra halkımızın nefret dolu bakışları altında ömür boyu ödeyecekler. FETÖ’yu kamudan büyük ölçüde tasfiye ettik. İş dünyasındaki irtibatlarını, imkanlarını neredeyse sıfırlıyoruz. Belediyelerdeki son kalıntıları da 31 Mart itibariyle milletimiz tarafından tasfiye edilmiş olacak. Hemen her gün bir başka ülkeden FETÖ mensuplarına yönelik operasyonlar ve işlemler için işbirliği çağrısı alıyoruz. Dünyada saklanacak hiçbir yerleri kalmayana kadar peşlerinden gideceğiz” dedi.

(Derya Yetim - İlker Turak/İHA)


ÇOK OKUNAN HABERLER

ANKET

Bağımsız Anket Bulunamadı !