Başbakan Erdoğan'ın Ulusa Sesleniş konuşması

Haber Tarihi : 30.04.2010 15:41:20 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Van'da, Samsun'da, Kayseri'de, siyasetçilere yönelik saldırılar ile Samsun ve Giresun'da güvenlik güçlerine yönelik son saldırıların, Türkiye'nin kardeşliğine yapılan saldırılar olduğunu belirterek, "Bu menfur saldırılar Türkiye'yi asla ve asla kutlu yürüyüşünden alıkoyamayacak
A +   A -

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Van'da, Samsun'da, Kayseri'de, siyasetçilere yönelik saldırılar ile Samsun ve Giresun'da güvenlik güçlerine yönelik son saldırıların, Türkiye'nin kardeşliğine yapılan saldırılar olduğunu belirterek, "Bu menfur saldırılar Türkiye'yi asla ve asla kutlu yürüyüşünden alıkoyamayacak. Terör tacirlerine, çatışma lobilerine, husumetten, savaştan, gençlerin ölümünden, annelerin gözyaşından beslenen bu istismarcılara karşı mücadelemizi sürdürecek, Türkiye'nin bütün gerçekleri görmesini sağlayacağız. Birliğimizle, dirliğimizle, bütünlüğümüzle bu odakları saf dışı edeceğiz" dedi.

Başbakan Erdoğan, Ulusa Sesleniş konuşmasında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Bu yıl 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 90. kuruluş yıldönümünün de Milli Egemenlik Haftası kapsamındaki etkinliklerle kutlanıldığını hatırlatarak, "Türkiye Büyük Millet Meclisi, o günlerden bugünlere millet iradesinin tecelligahı olarak varlığını sürdürüyor. Hakimiyet-i Milliye'nin, yani millet egemenliğinin ne büyük bir güç, ne büyük bir kazanım ve ne sağlam bir meşruiyet kaynağı olduğunu bir an olsun aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor. 23 Nisan 1920'de, Gazi Mustafa Kemal'in de ifade ettiği gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisi millet iradesinin tecelligahıdır ve onun üzerinde hiçbir güç yoktur. Milletin iradesi üzerine ipotek koymaya, onun üzerinde vesayet kurmaya çalışanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundaki ruhu anlayamamış olanlardır. Her konuda nihai söz ve karar sahibi millettir. Bu ülkeye istikamet çizecek olan, bu ülkenin istikbalini belirleyecek olan millettir. Ülkemizin en hayati meselelerinde, siz aziz milletimizin temsilcilerinden oluşan Türkiye Büyük Millet Meclisi ittifakla karar alamadığında, son sözü söyleyecek olan, son kararı verecek olan da sizlersiniz değerli milletim. Milletimizin engin ferasetini inkar edenler, ülkemizi yakından ilgilendiren meselelerde size danışmamızı yadırgayanlar, milletle aralarındaki köprüleri kaldırmış, milletle iletişimi kesmiş olanlardır" şeklinde konuştu.

SİYASETÇİLERE YÖNELİK SALDIRILAR

Türkiye Cumhuriyeti'nde bütün vatandaşların huzur içinde yaşaması, gönüllerinin şen olması ve tek bir vatandaşın bile kanayan bir yarası olmamasını istediklerini için Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'ni başlattıklarını belirten Başbakan Erdoğan, bu açılımı başlatırken sahip oldukları umut ve heyecanın, milletin her kesiminden aynı olumlu karşılığı görmesinin kendilerini ayrıca mutlu ettiğini vurguladı. Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Biz, akan kan dursun, güvenlik güçlerimiz şehit olmasın, anneler artık daha fazla ağlamasın diye çırpınırken, bazı iç ve dış mihraklar, istismar zeminlerini kaybedecek olmanın verdiği panikle, süreci kışkırtmaya, tahrik etmeye, ülke içinde huzursuzluk çıkarmaya çalışıyorlar. Van'da, Samsun'da, Kayseri'de, siyasetçilere yönelik saldırılar, Samsun'da, Giresun'da güvenlik güçlerimize yönelik son saldırılar, aynı zamanda bu ülkenin kardeşliğine yapılan saldırılardır. Bu saldırılar, Türkiye'nin huzurunu, istikrarını, kardeşlik iklimini bozmaya yönelik saldırılardır. Bütün bu provokasyonlara, bütün bu tahriklere, bütün bu insanlık dışı saldırılara rağmen biz kardeşliğimizi muhafaza etmeye, onu daha da pekiştirmeye devam edeceğiz. Bu menfur saldırılar Türkiye'yi asla ve asla kutlu yürüyüşünden alıkoyamayacak. Terör tacirlerine, çatışma lobilerine, husumetten, savaştan, gençlerin ölümünden, annelerin gözyaşından beslenen bu istismarcılara karşı mücadelemizi sürdürecek, Türkiye'nin bütün gerçekleri görmesini sağlayacağız. Birliğimizle, dirliğimizle, bütünlüğümüzle bu odakları saf dışı edeceğiz."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 24 Nisan'da ABD Başkanı Barack Obama'nın Türkiye'nin hassasiyetlerini belli ölçüde dikkate almakla birlikte yine de Türkiye açısından kabul edilmesi mümkün olmayan iddiaları dile getirdiğini belirterek, "Maalesef üçüncü ülkeler bu meseleyi kendi iç politikalarına malzeme etmekten bir türlü geri durmuyorlar. Türkiye, dost olarak gördüğü ülkelerin bu türden samimiyetsiz ve ikircikli davranışlarından fazlasıyla rahatsızdır, kim olursa olsun. Yıllardır süregelen bu haksız tutumu esefle kınıyoruz" dedi.
Başbakan Erdoğan, Ulusa Sesleniş konuşmasında Türk ekonomisinden güzel haberlerin gelmeye devam ettiğini belirterek, Mart ayı sonunda açıklanan büyüme rakamlarının bunun en güzel örneği olduğunu ifade etti. Bu rakamlara göre, 2009 yılının son çeyreğinde Türk ekonomisinin yüzde 6 oranında büyüdüğünü ifade eden Erdoğan, beklentilerin üstünde bir iyileşme performansı görüldüğünü kaydetti. Erdoğan, 2009 yılı Ocak ayı işsizlik oranının yüzde 15,5'larda olduğu dikkate alındığında, 2009 yılına göre bu alanda yüzde 1'lik bir düşüş yaşandığının ortaya çıktığını belirterek, bu düşüşün 2010 yılı için çok ümit veren bir başlangıç olduğunu söyledi. Erdoğan, şunları kaydetti:
"Burada bir konuyu özellikle vurgulamak istiyorum. Türkiye işsizlik konusunda başarılıdır. Bunu söylerken şu gerçeği unutmayalım. Bakınız, artık işsizlikte Türkiye emek yoğun bir anlayıştan, bir yapılanmadan teknoloji yoğun bir anlayışa geçiyor. Bu ne demektir? Eskiden bir tekstil fabrikasında 500 kişi çalışırken şimdi aynı tekstil fabrikasında 500 kişinin yaptığı işi 50 kişi yapıyor. Niçin? Gelişen teknoloji artık fabrikalarımıza, tekstil fabrikalarımıza girmiş bulunuyor ve buradaki o 450 kişi işte şimdi yeni sanayileşmenin ortaya koyduğu fabrikalarda yerini alacak. Öyle ise daha fazla sanayileşmemiz gerekiyor. Veyahut da hizmet sektöründe daha büyük adımlar atmamız gerekiyor. Bunları görmemezlikten gelemeyiz. Aslında bunlar önemli adımlar. Eğer bugün İspanya gibi bir ülke yüzde 18,5 işsizliği yaşıyorsa bunun gerekçesi teknoloji yoğun bir dönemin içerisinde olduğundandır. Aynı şekilde Amerika, aynı şekilde Japonya, bunlar tarihlerinde görmedikleri işsizliği görüyorlar. Fakat biz hizmet sektöründe başlattığımız sıçramayla yine de işsizlikte inanıyorum ki yüzde 10'ların altına düşeceğiz ve işsizlerimize iş imkanlarını hazırlamanın gayreti içerisindeyiz."

"İŞÇİ ÇIKARMAK KAR ETMEK DEĞİLDİR"

Memur alımı konusunda yeni bir çalışmayı başlattıklarını hatırlatan Başbakan Erdoğan, devlet memuriyetine alınacak lise ve üniversite mezunu gençlerle, biraz daha rahatlama sağlayacaklarına inandıklarını söyledi. TOBB'a yaptığı davet ve ardından yaşanan tartışmalara da değinen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bu ülkede işsizlik konusu bizim için bir milli mesele halindedir. Olaya böyle bakmamız lazım ve her işverenimiz, ortalama bir rakam vermiştim ben, o da neydi, 1 kişiyi yanında istihdam edecek olsa 1 milyon 500 bin mensubu olan bir TOBB, 1 milyon 500 bin işsizin iş bulmasına vesile olabilirdi. Fakat bunu farklı şekilde yorumladılar. Bu benim de üzüntüme mucip oldu. Çünkü biz bu ülkede bu sorunları birlikte çözeceğiz. Eğer bu sorunların çözümünü sadece hükümetten beklersek yanlış olur. Bakınız, eğer biz tekstil sektöründe KDV'yi yüzde 18'den yüzde 8'e indirirken buradaki bütün gayretimiz istihdam yaratılsın, bunun içindi. Şimdi, işsizime iş bulma noktasında bu çağrıyı işverenlere yapmakla yanlış mı yaptım ve bu çağrıyı bundan sonra da yapmaya devam edeceğim. Çünkü bu benim için yol gösterme noktasında, bir hatırlatma noktasında görevimdir ve bunu yapmaya da yine devam edeceğim. Hep birlikte çözüm bulacağız. Kimse işçiyi çıkarmak suretiyle 'kar ediyorum, kazanıyorum' noktasına gelmesin. Eğer kayıt dışı ekonominin yüzde 45-50 olduğu ülkemde, bunu beraber çözeceğiz. Niçin kayıt dışı ekonomi var, eğer ben bir emek sömürüsü yapılıyor ifadesini kullandıysam bunu da kullanmamın sebebi şudur. 18 yaşın altında eğer çocuklar çalıştırılıyorsa ve bu çocuklara asgari ücret değil, dikkat edin, bunun altını da çiziyorum, 200 lira, 100 lira gibi ücretler veriliyorsa bu emek sömürüsü değil de nedir? Ha, bunlara karşı yaptırımlarınızı yapın diye bize bir çağrı, bir davet yapılmış olabilir, yapılabilir bu da haklıdır ve bunların da üzerine gidiyoruz ve bundan sonra çok daha farklı bir şekilde gideceğiz."

KÜÇÜK SANAYİ SİTELERİNE TOKİ DESTEĞİ
Başbakan Erdoğan, KOSGEB programları aracılığıyla, esnaf vÃBakınız, artık işsizlie sanatkarlara Ar-Ge, inovasyon, iş birliği-güç birliği ve girişimcilik alanlarında destek sağladıklarını ve sağlamaya devam edeceklerini vurgulayarak, esnafın üstündeki yükü azaltmak üzere 'vergiden muaf esnaf belgesi' uygulaması getireceklerini bildirdi. Buna göre mali tablolarına ve yapılarına göre küçük esnafın belli sınırlar dahilinde vergi noktasında bu avantajlardan yararlanacaklarını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Küçük sanayi sitelerinin yapımında bundan böyle TOKİ'nin imkanları da devreye sokulacak. Dağınık şekildeki esnaf odaları ve birliklerini daha dinamik hale getirecek bir yapı oluşturmak üzere kanuni değişiklikler yapılacak. Proje hazırlama ve geliştirme kapasitesini artırmak için AB programlarından gelen 14 milyon avroluk kaynaktan esnaf ve sanatkarımızın da azami derecede yararlanmasını sağlayacağız. Bu program kapsamında 30 başlıkta geliştirilen bütün bu tedbirlerin esnaf ve sanatkarımıza önemli
kazanımlar getireceğine inanıyorum."

TÜRKİYE-ERMENİSTAN İLİŞKİLERİ

Nisan ayı içinde Nükleer Güvenlik Zirvesi vesilesiyle Amerika Birleşik Devletleri'ne bir ziyaret gerçekleştirdiklerini hatırlatan Başbakan Erdoğan, bu zirvede Türkiye'nin nükleer güvenlik konusundaki tutumunu detaylarıyla ifade etme imkanı bulduklarını kaydetti. Zirvede, dünya barışının sağlanması adına nükleer silahlanmaya hem küresel ölçekte hem de bölgesel olarak sıcak bakmadıklarını, bu konuyu değerlendirirken her türlü çifte standardın ortadan kaldırılması gerektiğini özellikle vurguladıklarını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bu zirveye katılmak üzere orada bulunan birçok ülke lideriyle de ayrı ayrı temaslarım oldu. Bunların arasında Ermenistan Cumhurbaşkanı Sayın Sarkisyan'la bir buçuk saatlik bir görüşmem oldu. Kendisine ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin normalleşmesi ve  protokollerin hayata geçirilmesi için Türkiye'nin çok samimi bir gayret içinde olduğunu, aynı samimiyeti kendilerinden de beklediğimizi özellikle vurguladık. Azerbaycan-Ermenistan ilişkileri ve Yukarı Karabağ konusunda da Türkiye olarak beklentilerimizi ve atılacak olumlu adımların, meselenin çözümüne yapacağı katkıları detaylarıyla ifade ettik ve şu bizim için çok önemliydi. Biz ön koşulsuz anlayışını kabulleniyoruz ama bunun önüne bir şey koyduk. O da bölge barışına hizmet edecek bir anlaşma olarak buna bakıyoruz dolayısıyla bölge barışının içerisinde önemli iki aktör var. Azerbaycan ve Ermenistan ve aradaki bu sıkıntı giderilmediği sürece şüphesiz ki bu attığımız normalleştirme süreci sıkıntıyı yaşayacaktır. Bildiğiniz gibi birkaç gün önce bu konuda yeni gelişmeler oldu ve maalesef Ermenistan tarafı tek taraflı olarak protokolleri askıya aldığını açıkladı. Tabii bu karar Ermenistan tarafının kendi kararıdır, bu noktada Türkiye olarak biz eski konumumuzu sürdürüyoruz. Meselenin çözümüne yönelik pozitif tavrımızı, protokollerin lafzına ve ruhuna sadakatimizi baştan beri sürdürdük, bundan sonra da sürdüreceğiz. Bu tavrımızın uluslararası camiada yaptığı olumlu tesirleri, Türkiye'nin barışçı yaklaşımına yönelik takdirleri dış ziyaretlerimiz sırasında muhataplarımızdan sık sık duyuyoruz. En son Amerika Birleşik Devletleri ziyaretimiz sırasıÃBakınız, artık işsizlinda bizzat Başkan Sayın Obama'yla bunu yaklaşık 45 dakika içinde yaptığımız görüşmede bu süreçten duyduğu heyecanı bizimle paylaştı."

ABD Başkanı Obama ile görüşmelerinde, sözde Ermeni soykırımı iddialarının Temsilciler Meclisi Dış ilişkiler Komitesi'nde kabul edilmesinden duyulan üzüntüyü ifade ettiğini belirten Erdoğan, "Kendileri daha önce Dışişleri Bakanı vasıtasıyla bu konu ile ilgili üzüntülerini dile getirmişlerdi. Ancak 24 Nisan'da Sayın Obama bizim hassasiyetlerimizi belli ölçüde dikkate almakla birlikte yine de ülkemiz açısından, milletimiz açısından kabul edilmesi mümkün olmayan iddiaları dile getirmiştir. Devlet olarak, hükümet olarak gerekli tepki her zaman ifade ediliyor, her zeminde ifade ediliyor. Yıllardır süregelen bu haksız tutumu elbette esefle kınıyoruz, bu kadar tek taraflı ve mesnetsiz iddiaların en başta tarih bilimiyle çeliştiği açıktır. Biz öteden beri bu meseleyi bütün boyutlarıyla tarihçilere bırakmanın gereğini vurguluyoruz ama maalesef üçüncü ülkeler bu meseleyi kendi iç politikalarına malzeme etmekten bir türlü geri durmuyorlar. Bu tutum hem milletimizde derin izler bırakıyor hem de Türkiye'nin Ermenistan ilişkilerine yönelik açılımlarını da olumsuz etkiliyor" şeklinde konuştu.

Bir an önce bu yanlış tutumların ortadan kalkmasını istediklerini ifade eden Erdoğan, "Türkiye, dost olarak gördüğü ülkelerin bu türden samimiyetsiz ve ikircikli davranışlarından fazlasıyla rahatsızdır, kim olursa olsun. Türkiye, dünya barışı ve esenliğinin toplumlar arası yakınlaşmayı hızlandıran tavır ve uygulamalarla sağlanacağına inanmaktadır. Herkese düşen görev, geçen yüzyıldan kalma köhne iç politika entrikalarını artık terk etmek, milletlerin birbirlerini daha iyi anlaması, kültürlerin ve
inançların yakınlaşması için gayret göstermektir" dedi.



ÇOK OKUNAN HABERLER

ANKET

Bağımsız Anket Bulunamadı !