6. Türkiye Ticaret Ve Sanayi Şurası (2)

Haber Tarihi : 02.11.2010 17:01:16 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Seçimleri, fevkalade bir durum olmadıktan sonra inşallah Haziran'ın ikinci haftasında yapmayı düşünüyoruz" dedi.
A +   A -

Başbakan Erdoğan, TOBB İkiz Kuleler'de düzenlenen 6. Türkiye Ticaret ve Sanayi Şurası'na katıldı. Şuranın açılışında konuşan Başbakan Erdoğan, şurayı Anadolu'nun ve Trakya'nın bir nabzı olarak gördüğünü belirterek, "Biz de hükümet olarak bu nabzı dinleyerek, reel sektörün kalp atışlarını dikkatle dinleyecek ve bize düşeni dikkatle, azami ölçüde yerine getireceğiz" dedi.
Türkiye'nin son 8 yılda çözülmez gibi görünen sorunların çözüldüğünü gördüğünü ifade eden Erdoğan, "Türkiye, darbe döneminin, koalisyon dönemlerinin ardından güçlü bir iktidarla, kendisine olan öz güvenini yeniden kazanmaya başladı" diye konuştu.
Enflasyonda yaşanan düşüşte olduğu gibi işsizlikte de küresel krize rağmen görevi devraldıkları döneme bir dönüşün olduğunu belirten Erdoğan, "2010 Temmuz ayında işsizlik oranı 10.6 olarak gerçekleşti. Japonya'da işsizlik tarihi düzeye ulaştı. Bir dönem bizde de çok artan işsizlik, kriz öncesi döneme ulaştı. İşsizliğin bugün daha da düşeceğine, bu sorunun da çözüleceğine ilişkin toplumda güçlü bir inanç olduğunu tespit ediyoruz" şeklinde konuştu.
"Tüm sorunları bir gecede çözmeyi hepimiz arzu ederiz ama bunu yapmak için elimizde sihirli değnek yok" diyen Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
"On yılların birikimi katmerleşmiş sorunlarla mücadele ediyoruz. Türkiye, her türlü sorunu aşacak birikimiyle potansiyele sahiptir. Türkiye kendi girişimci zekasıyla geride bırakacak iradeye sahip. İmkanlar oluştuğunda bizim insanımız harikaların altına imza atıyor."

"TU KAKA DEMEK SURETİYLE OY ALINMAZ"
Başbakan Erdoğan, gündelik politikaların peşinde olmadıklarını ifade ederek, Türkiye'nin sorunları ne kadar eskiyse, ne kadar uzun sürede oluştuysa, sağlıklı çözümlerin de mümkün olduğunu bildiklerini kaydetti. Bunun zeminini oluşturmanın gayretini gösterdiklerini anlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''8 yıldır her fırsatta üzerine basa basa ifade ettiğimiz iki faktörü, önemi nedeniyle bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Bu nedir? İki tane sihirli kelime; istikrardır, güvendir. 8 yıl önce ne kadar önemliyse yarın da önemli olacak. İstikrar ve güven ortamı her sorunun çözümünü ya da çözüm yoluna girmesini mümkün kılar. İstikrar ve güven zemininde umutların nasıl yeşerdiğine, sorunların nasıl çözüldüğüne, Türkiye'nin nasıl bir köklü değişim yaşadığına şahit olduk. İşçinin, sanayicinin, yatırımcının,
girişimcinin bir gün sonrasını dahi göremediği günleri yaşadık. Ekonomi politikalarının nasıl yap boz tahtasına döndüğünü gördük. Çok partili döneme geçtiğimiz 1946'dan AK Parti iktidarına kadar olan, 2002'ye kadar olan dönemi şöyle bir ele alın. Ortalama hükümet ömrünün 16 ay olduğunu görüyorsunuz. Ortalama 16 ayda bir hükümet değişiyor. 16 ayda bir politika değişiyor, ekonomik kararlar değişiyor. Böyle bir zeminde hangi yatırımcı, hangi girişimci uzun vadeli kararlar alır? Mümkün mü? Hangi küresel sermaye
gelir de yatırım yapar? Mümkün mü? Seçimlerin zamanında yapıldığı, anayasal sürenin tam olarak doldurulduğu dönem, bizden önce birkaç istisnai dönemi geçmiyordu. En ufak bir sıkıntıda hemen muhalefetin aklına gelen ilk şey şu olmuştur; erken seçim. Ama bu ülkeye ne kazandırır, ne kaybettirir? Asla bunu düşünmezler. Erken seçim olacak da ne olacak? Ekonominin çaresizliği, çıkmazı erken seçime gitmek mi? Gel sen bunu şimdi söyle. Biz iktidara geldiğimizde bunları söyledik. İktidara gelmeden söylemeyiz.
Gerçek, ideal bir demokrasinin en güzel yanı, dürüst bir muhalefettir. Dürüst bir muhalefet çözümünü üretir, ortaya koyar ve onunla aynı zamanda halkın ilgisini, alakasını kazanır. Yani siz oraya geldiğiniz zaman kazanacaksınız diye bir şey yok. Bir şeyi yapma konumunda değilsiniz zaten muhalefet olarak. Ama projenizi ortaya koymak, iktidara akıl vermek suretiyle bu noktada destek vermek suretiyle, yardımcı olmak suretiyle hem ülkenin kalkınmasına, eğer iktidar sizin dediğinizi yapmıyorsa, 'biz doğruyu
söyledik ama yapmadı' demek suretiyle yarın halkın karşına çıkabilirsiniz. Ama hiçbir şey söylemeden, devamlı affınıza sığınıyorum, devamlı 'tu kaka' demek suretiyle oy alınmaz.''

"SEÇİMLER HAZİRAN'IN İKİNCİ HAFTASINDA"
2007 seçimlerini o dönemin özel şartları nedeniyle birkaç ay öne çektiklerini dile getiren Başbakan Erdoğan, "2011 seçimlerinde aynı şekilde Haziran ayına, bir ay kadar öne çekiyor, yani seçimleri fevkalade bir durum olmadıktan sonra inşallah Haziran'ın ikinci haftasında yapmayı düşünüyoruz. Anayasal süreç içinde yapıyoruz'' dedi.
8 yıl boyunca istikrar ve güveni zedeleyici bir girişimin içinde olmadıklarını ifade eden Erdoğan, "Okullar tatil oluyor, vatandaş memleketine gidiyor. Dolayısıyla seçimi 17 Temmuz'da yaptığınız zaman vatandaş tekrar dönüp oyunu kullanacağı yere gelmesi gerekiyor. Bir de yazın en sıcak olduğu dönem. Dolayısıyla okullar kapanmadan bir hafta önce seçimi inşallah yapalım dedik'' diye konuştu.

"POPÜLİZM BÜTÇENİN HİÇBİR SATIRINDA KENDİSİNE YER BULAMAZ"
Seçim ekonomisi kavramını da siyasi lügatten kaldırdıklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, 2011 seçimlerini asla bir seçim ekonomisi olarak görmediklerini söyledi. Mali disiplinden asla taviz vermediklerini ve vermeyeceklerini vurgulayan Erdoğan, "Asla burada taviz olamaz" ifadesini kullandı.
2011 bütçesinin TBMM'de görüşüldüğüne işaret eden Erdoğan, "Popülizm bütçenin hiçbir satırında kendisine yer bulamaz" dedi. Türkiye'de seçim kelimesinin telaffuz edildiğinde tüm dengelerinin alt üst olduğu bir yapının bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Şu anda seçime 7 ay kalmasına rağmen ekonomiye ve ekonomi politikalarına güvenin sarsılmadan sürdüğünü müşahede ediyoruz'' diye konuştu.
Kimseden 'koşulsuz' destek beklemediklerini de ifade eden Başbakan Erdoğan, siyaset üstü, toplumu ilgilendiren konularda gerek iş dünyasından, gerekse bazı kesimlerde olan tereddüdün kendilerini rahatsız ettiğini vurguladı. Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'nde tek başlarına mücadele verdiklerini anlatan Erdoğan, bazı kesimlerin 'bekle-gör' politikasını benimserken, bazı STK'ların ise bu projeye destek verdiğini belirtti.
Ilısu Barajı Projesi hakkında bilgi veren ve bunun bölgeye ne gibi katkılar sağlayacağını anlatan Erdoğan, terör örgütünün bundan rahatsızlık duyduğunu söyledi. Örgütün Doğu ve Güneydoğu bölgelerine yatırım yapılmasını istemediğini belirten Erdoğan, ülkede ayrımcılığı ortadan kaldırmak için çalıştıklarını söyledi. Ilısu'da olduğu gibi Hasankeyf'te de yeni bir projeyi ortaya koyacaklarını belirten Erdoğan, Hasankeyf'in başka bir yere, yerel mimariyle yeniden inşa edileceğini söyledi.
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, TOBB'un yeni hizmet binasına ilk defa gelen Erdoğan'a günün anısına tablo hediye etti. Hisarcıklıoğlu, Erdoğan'ı öğle yemeğinde de ağırladığını ve yemekte mantı olduğunu söyledi.
(TAN-CC-Y)


ÇOK OKUNAN HABERLER

ANKET

Bağımsız Anket Bulunamadı !